30 Ekim 2009 Cuma




RabbimBir insan koy kalbime
Ama o insan senin de sevdigin olsun

Ve bana öyle bir insan sevdir ki O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önceOnunla bulusmus olan sen olasin
Onunla el ele tutustugumuzda Ikimizin uzerinde Senin elin olsun

Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayim
Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete acilan iki pencere olsun
Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim
Oyle bir sevgili verki bana Ona sarildigimda kainat bize baksin Birbirine sarilsin

Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsinBize bakip seytan Adem'e secde etsin Günah sevap ugruna kendini feda etsin Olüler birer birer uyansin sevgimizle
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!Sevgimizde Muhammed sevilsin
Oyle sevelimki birbirimiziHz. Hatice göklerden bize seslensinVe desin ki
"Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayiz.
Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor..

28 Ekim 2009 Çarşamba

NEREDEN ÇIKTI BU DOMUZ GRİBİ DENEN İLLET.


Bu gripte nereden çıktı allahım.Hastaneye gitmeye korkuyorum valla ,gerçi hastaneyi bırakın otobüse binmeye,çarşıya gitmeye kalabalık ortamda bulunmaya korkuyorum.Panik atak oldum neredeyse ,hastaları yanıma yaklaştırmıyorum,öksürmelerine ,hapşurmalarına bile neredeyse izin vermeyecem.Nereye gideceklerini sormak için bana doğru eğilen hastalara çok kızıyorum,yaa bilerek mı ?özellikle mi?yapıyorsunuz biraz uzaktan soramazmısınız diye defalerca uyarmama rağmen öğleden sonra aynı hamam aynı tas.Anlamıyorlar benim onlardan virüslülermiş gibi kaçtığımı zannediyorlar ama bilmiyorlar kı aynı tehlike onlar içinde.Çok cahiliz daha neyin ne olduğunu kavramış bile değiliz.
İnsanlar birazda olsa temizliği öğrendiler bu grip sayesinde.Bazı hastalar temizlenip ,paklanıp geliyorlar,ama bazıları hak getire............
Hastane girişinde maskeler dağıtılıyor isteyen hastalar alıp takıyorlar.Ama bazıları dünyadan bir haber!!!!!!bizler maskelerle çalışıyoruz.Bana çoğu hastamısın kızım,neyın var ,garip garip bakmalar koridorlarda yürürken,olsun benim içim rahat olsun gerisi umurumda degil.Bu arada dr.larda maske ile çalışıyor,çünki bir vakamız oldu .Her nekadar boğulsamda böyle sıkıntılı işlere gelemesemde mecburen takıyorum.
Kalabalık bir ortamdayım her türlü hasta insanla karşılaşıyoruz. Allahım cümlemizi korusun.................

24 Ekim 2009 Cumartesi

BU SİTEYE BAYILDIMMMMM

İlk defa bu siteyi ziyaret ettim ve bayıldım.Çok cici takılar var.Hepsi süper ama ben ilk olana bayıldım.
Emege saygım büyük. Çok güzel takılar yapmış arkadaşım.

Arkadaşımızın adını da bilmiyorum ama http://takiyapiyorum.blogspot.com/2009/04/kupelerle-yola-devam.html buradan bakabilirsiniz.






Her tasarımda muhakkak yusufcukla karşılaşabilirsiniz.Ben bu yusufcuklara bayıldım.






Emeğine sağlık arkadaşım.Ben bayıldım bunlara.





Çok sade va güzel tasarımlar.







Buda beni gerçekten büyüledi.Çok zevli bir insan.






İnsanların becerisine bayılıyorm.



















Üretici ve yaratıcı olmalarını zaman zaman kıskansamda ben beceriksizim bunu buradan ilan ediyorum.








Bu taşlı at nalı da çok zarif.











Yusufcuk var bayıldım buna da.













Ay ay şunun cıcılığıne bakın.











http://takiyapiyorum.blogspot.com/2009/04/kupelerle-yola-devam.html

Buda çok güzel.Arkadaşım umarım bana kızmazsın.siten çok hoşuma gitti ve size bir hoşluk yapmak istedim.Bu güzel tasarımları herkesın görmesini istedim .Emeğinize yüreginize sağlık.












22 Ekim 2009 Perşembe

BUGÜN BENİM BLOGMUN DOĞUM GÜNÜ


Geçenyıl bu bu zamanlarda canım kardeşim GÜL tarafından açılan blog da sizlerle tanışma şansım oldu.Çok dostum ,arkadaşım oldu iyki varsınız ,iyki varım.Acısıyla tatlısıyla bir çok şey paylaştık ve paylaşıyoruzda .BURADAN KARDEŞİME VE SİZLERE ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.Hepinizi seviyorum.

20 Ekim 2009 Salı

EVET DİNLENDİM GELDİM.




Çok yorucu bir yolculuk oldu.Dün akşam saat yediden yattım ta ki sabah yediye kadar:)ama çok yorğun ve perişandim.Gezi sonrası yorğun arğın işe gitmem pek iyi olmadı ama mecburiyetten gittim.Resmen canım çıktı, zavallı gözlerim kapandı .Ama çok şükür uyudum bol bol ve dinlendim.Sabah kalktığımda yüzüm gözüm şişmişti.Bukadar da uyunur mu ?diceksıniz ama uyudum valla..


Biraz gezimizi anlatayım,sabah 7 gibi kayseride olduk.Otelimize bavulları bırakıp ,kahvaltıya indik.Otelimizin adı ,BENT bizleri çok güzel ağırladılar.Kahvaltı sonrasın da kayseri belediyesi bize otobüs tahsis etmişti.Rehberimiz kent ve mimarsinan müzesi müd.orhan beydi.Çok saygılı görgülü,namuslu bir insandı.Saolsun 2 günümüzü beraber geçirdik.Gezdik tozduk tarihinı anlattı bizlere.Müzenin içide dışıda gerçekten görülmeye değer.http://www.kayseri-kentmuzesi.gov.tr/online.htm buradan dolaşabilirsiniz.Daha sonra kadir has kongre ve spor merkezini gezdik.Kocaman bizimki valla pinnik gibi kalıyor.http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&t=44526&start=0&st=0&sk=t&sd=a ama nasıl bir koşuşturma içerisinde geziyoruz. Zaman kısıtlı uykusuz yorgun ama zevkle geziyoruz.Yaşça büyük teyzelerimiz vardı bizler gibi hızlı gezemeyip otobüsü bekçilik yapmayı yeğliyorlardı.


Daha sonrasında huzur evi ziyaretimiz oldu,beni en çok duygulandıran ,beni benden alan teyzeler ve amcalar ,hepsinin ayrı ayrı bir hayat hikayesi var. Tabi ki çok kalamadık,ama biz huzur evinin kapısından otobüsle girerken bahçede spor aletlerinde spor yapma telaşına düşmüş iki büklüm bir amca vardı.Bizi görür görmez yüzünde bir gülümseme ifadesi ,bize el sallıyordu.Otobüs durdu ve yanımıza geldi,ben hemen amcanın eline sarıldım ve öptüm. Bana hoşgeldin yavrum dedi,gözleri dolu dolu.Amca ağlama nolur dedim ,benimde gözlerim doldu gözümü kırpsam gözyaşım akacak,ağlamıyorum dedi :(((ama ağladı.oğlu ve gelini bırakmış hemen hayatı anlattı oracıkta,oo oğluyla gelinine diyecek bişey bulamıyoruım.Tüm yaşlılarımızla daha doğrusu göre bildiklerimizle sohbet ettik,Onların hayır duasını alıp ayrıldık:(((( özel hayata girdiği için resimleyemedık.


Daha sonra tarihi kayseri evine geçtik,ilk girdigim anda ilkildim.Mumyalar o kadar gerçekçiydi ki ,aynı insan gibiler,mumya gördüm ama bukadar gerçekçi olanı görmemiştim. Nenelerin dedelerin yüz ifadeleri,ellerindeki kırışıklıklar aynen yapılmıştı şaştım kaldım.




Eee acıktık bu arada öğle yemeğimizi saolsun kayserinin sıcak insanı orhan bey belediye adına ismarlandı.

Yeraltı çarşısını ,kapalı çarşıyı gezdik pastırma ve sucuk alındı doğal olarak. Biz bayanlar alış verişi severiz yaaa.
Sonrasında alış veriş merkezini dolaştık 1 saat gezme üresi verildi ancak bir katını dolaşa bildik:))))
Gelelim akşam yemeğimize,http://www.besteperestaurant.com/hakkimizda.html burada dönen restauranda yedik.Hissetmedik yemek yerken döndüğünü ama saat ekseninde gerçekten dönüyordu,ve manzarayı ,şehri ,işıltıları ,döne döne ,göre göre harika bir yemek yedik.


Otel ve dinlenme ;ayaklarımız davul olmuştu.


hmmm bu arada resimleri ben eklemedim kardeşim gül burda bakabilirsiniz.http://1ciftyurek.blogspot.com/ ikimiz aynı anda ekleyince garip olur diye düşündüm.


Pazar günü;otelde kahvaltı yaptıktan sonra bavullarımızı bozulan otobüsümüze yerleştirip ,belediye otobüsüyle geziye devam ettik. Doğru erciyese çıktık.Teleferiğe binmeden önce bizlere mont ,battaniye verdiler,çıkmadan önce aşağlar normaldi.Üşümeyiz dedik ama donarsınız dedi yetkili , bizde söylenene uyup aldık verilenleri,yükseldikçe titredik,çenelerimiz takırdamaya başladı. manzara süperdi .
Artık dönüş yoluna girmiştik.Yoldan geçerken şelaleye gidecektik.Git git tam kayseriden sonra 4 saatte gittik,
Herkesin aklında bukadar virajlı ve ucurumlu ,tozlu ,çukurlu,yollardan geçiyoruz görmeye değer mı ?diye sesler yükselmeye başlamıştı hatta bir ara vaz geçip geri dönmeyi bile düşündük,Mide bulantıları ,baş dönmeleri , bol bol bulantı ilaçları içip pısmış dualar ediyorduk.
iki dağın arasında görmeye gerçekten değer bir yermiş. Birde bunun dönüş kabusu vardı,dört saatte dönüş yolu çilesini çektik,otobüsümüz şelaledeykenden bozukmuş.ve biz sonra öğreniyoruz.arka lambalar yanmıyormuş,otobüsün içinde tek bir işık açık değildi.Bizde yol çok karanlık şöförbey yolu göremiyor diye yorumlar yapıyoruz nereden bilelim sadece ön farlara ışık yetsin diye açmadığını hoş zaten açamaz ki .
O ıssız karanlık ,yolda akü tam bitseydı 35 bayan ,kımlere yem olurduk halimiz ne olurdu düşünemiyorum.Telf bile çekmiyordu.Allahın bir mucizesi çıkabildik o yolda.
Ta ki pozantı dinlenme tesislerinden çıkana kadar kımsenin bişeyden haberi yok!!! bişeyden habersiz yola devam biz,sağımızdan solumuzdan polis arabası geçiyor.Bizde öylesine geçiyor diye düşünüyoruz nihayetin sonunda polis devriyesi bizi durdurdu;neden işıklar, arka farlar ,sinyaller yanmıyor diyene kadar!!!şöför orada akünün bittiğini açıklıyor ve bizim haberimiz oluyor.Geri zekalı adam o şekilde gidebildiği kadar gidecekti 35 can var araçta.Polis devriyesi arkadan kimse bize çarpmasın diye eskortluk etti ,allah polislerimizi eksik etmesin.Kamyoncuların dinlenme mola yerlerine kadar sağ salim yetiştik.Kamyonculardı hepsı ama ıssız ye ucurumlu yollardan daha güvenli biyerdi.Akü takılsı ve sağ salim evimize yetiştik. Ama her gözümü kapattığımda şelale yolunu kabus olarak görüyoruım.

19 Ekim 2009 Pazartesi

DÖNDÜM BURADAYIM.

Bana güzel yorum bırakan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.Sabah 6 da hataydaydık,aslında gece 2 gibi memlekette olacaktık ama ,otabanda otobüsümüz bozuldu.Aküsü bitmiş.3 saat kamyoncuların mola yerlerinde hataydan akü gelmesını bekledik.Anlayacagınız perişen olduk.Herşey çok güzel giderken dönüş yolu zehir oldu.Ben eve gelir gelmez kıyafetlerimi zarzor degiştirip işe yetişme çabasına düştüm .işten şimdi geldim yorumları okuyabildim sizleri dinlendikten sonra ayrı ayrı ziyaret edecem canlarım.gülenc'im,canım adresimi yazacam canım ama şimdi dinlenmeye güdiyorum .Resimleride ekliycem ama şimdi çok yorgunum ,uykusuzum gözlerim kapanıyor.hmm bu arada nekadar çok kayserili varmış yorumlarda gördüm. Hepinizin yerine gezdik.

16 Ekim 2009 Cuma

GİDİYORUM:)))))))))))

Canım arkadaşlarım,bu gece saat 12-00 de yola çıkiyorum.Kayseri gezisin'e gidiyorum,pazar gecesi tekrar hataydayım.Gezip biraz eğlenecem gerçekten kafa dağıtmaya çok ihtiyacım var.Benim beraber çalıştığım doktor , hastalarına gezin, dolaşın, temiz hava alın der, ben de tavsiyelerine uyayım dedim.Beni unutmayın bu boşlukta,hayır dualarınızı esirgemeyin yol hali ALLAHA EMANET OLUN sizleri seviyoru.Mutlu hafta sonları sevgiler canlarımmmm.

14 Ekim 2009 Çarşamba

SU DAMLASINA HAPSOLAN ÇİÇEKLER.

ŞUNLARIN GÜZELLİKLERİNE BAKAR MISINI???

RENKLER ÇOK GÜZEL VE CANLI İÇİMİ AÇTILAR.........

BU UÇAN KARINCA DA ÇOK SEVİMLİ O DA ÇOK BEĞENMİŞ KIPRDAMIYOR:)

İNSANIN RUH HALİ KÖTÜ OLUNCA RENKLİ ,CANLI,KIPIR KIPIR ŞEYLERE BAKMAK İSTİYOR.


RUH HALİ DEYİNCE AKLINIZA KÖTÜ BİŞEYLER GELMESİN CANLARIM.ATLATTIM O GÜNLERİ İŞ STRESİM VAR BİRAZ BELİRTEYİM...





ŞU SARI PAPATYA NEGÜZEL ORACIKTA DURUYOR.HERŞEYDEN HABERSİZ.

ÇİÇEK Mİ OLSAYDIM ACABA YAAAAA:)



BU ÇİÇEKLER HEPİNİZE ARKADAŞLAR BEN ÇOK BEGENDİM.GÖZÜM GÖNLÜM AÇILDI .KAKTÜSÜ ÇOK SEVERİM ŞİMDİ MERAK ETTİM NEDEN OOO SUYA HAPSOLMAMIŞ:):):)




12 Ekim 2009 Pazartesi

TATESAL MİMİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ

Sevgili arkadaşım tatesal beni kırmadı ve hemen istenen mimi hazırladı.Buradan ,yüreğine ,emeğine,degerine sağlık diyorum çok çok teşekkür ederim.Hemen yanıtlamaya geçeyim.
1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi???
1-Lale.papatya,kaktüssss.
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz??
2-Mutlu ve huzurlu bir yuva kurmak,eşimin beni çok sevmesi,mutlu ve huzurlu yuvanın bir meyvesi olması.
3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
3-En sevmediğim 3 huyum;insanlara fazlasıyla değer vermem,herkesi kendim gibi iyi niyetli görmem,herşeyi içime atmam.
En sevdiğim 3 huyum;Bende insanlara çok güvenirim,herşeyin mükemmel olmasını isteri,sayğılı ,sevecen,hoşgölü olmam.
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket;
4-Kaş göz işareti,sokaklara tükürülmesi,otobüste insanların üzerime çullanması.
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay??
5-Böyle bir olay yaşamadım rabbim yaşatmasın da,herzaman şunu söylerim,allah'ım kimseyi dara düşürme(amin).Kimseninde başına böyle bir olay ,yaşantı vermesin.
Evet şimdi kimler yanıtlasın liste kabarık .


11 Ekim 2009 Pazar

TATESAL ARKADAŞIMIN DİKKATİNE......

Sevgili arkadaşım, http://http://tatesal.blogspot.com/ uzun zamandır mim hazırlamıyorsun.Arkadaşlar, arkadaşımız çok güzel mimler hazırlıyor.Bu aralar hiç mimlenmez olduk hayırdır inşallah.
Bir ara okadar çok oluyor kiii hangisini yanıtlayacağımızı şaşırıyoruz .Bazan da hiç olmuyor.Sevgili arkadaşımTATESAL güzel mimlerini bekliyorum canım,Blog camiası olarak birbirimizi az da olsa tanımış oluyoruz.Burdan tüm dostlarıma sevgilerimi gönderiyorum.

10 Ekim 2009 Cumartesi

SİZLERİ YENİ BİR BLOGLA TANIŞTIRACAM

http://keyfeseyran-seyran.blogspot.com/
Sizleri yeni bir blogla tanıştıracam .Canım ablamın blogu karrdeşimin yoğun çabaları üzerine nihayetin sonunda açılabilen blog.Ablam çok zor beğendiğinden dolayı resmen ablam, kardeşımi delirtmiş ama olsun ,ablacım aramıza hoşgeldin güzel paylaşımlarda buluşmak dileği ile seni çok seviyoruz .sevgilerr...................

6 Ekim 2009 Salı

OKUYUN AMA AĞLAMAYIN.........................

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti.


Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün


yapacaklarının aklına gelmesiydi.


Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti.


Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.


Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’


Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu.


Süratle giyinerek dışarı çıktı.


Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.


İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.


Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim

yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize...’




BULUSMA VAKTI...


Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra

karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.




Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk

sırasında hiç konuşmadılar.




Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti.


Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını...


Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de
oturdular.




Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.





’Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç ad*** gözlerini

kaçırarak ’Evet’ dedi.




Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye

bekliyorsun’ dedi.




Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’

diye sordu.




Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi.


Genç adam söze başladı...


’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için

yazdığım şiiri okumak istemiştim.




Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin.

Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi




hissettim kendimi.


Özür dileyip telefonu kapatmıştım.


Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin.


Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen

de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim

yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin.




Hatırladın mı?’’


DUYGUSALLIGI SEVMEM...


Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.


Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye


yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.


Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire

falan olamazsın.




’ Genç adam devam etti...


’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel

sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç...




Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.


Duygusallığı sevmeyebilirsin.


Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.


Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi

seviyorum.




Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aks*** her gece yani seni andığım

her saat tatlı bir mesajım vardı senin için




biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.


’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?


’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden.


Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.

’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum.




Olamazsın da...


BIZ AYRILMALIYIZ.


Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı,

’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’

Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.




Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi.


Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili

uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek




’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur...’ dedi.





Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve

uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi.




Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki

yabancıydılar.




Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’

dedi.




Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen

kalkabilirsin’ diye yanıtladı.




Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı.

Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç ad***




’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.





’BEN DOGRU YAPTIM..."


Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.


Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.


Odasına girdi.


Gece bitmek bilmiyordu.


Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.


Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.


Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.


Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama

vardı.




Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj

sevgilisindendi. Heyecanla mesajı




açtı, şunlar yazıyordu:


SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,


HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,


BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,


BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,


SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM,


BIR TEK SENI SEVDIM,


VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM,


ELVEDA BIRTANEM...


Genç adam şaşırmıştı.


Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın

besinde yazmıştı.




Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.


Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilir miyim?’’Dedi.


Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de...


’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.


Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.


Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini

asmıştı....’




YIGILIP KALDI...


Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.


Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi.


Olduğu yerde yığılıp kaldı...


Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.


Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.

Doktor yanıt verdi...’Haaa o mu? Üç ay önce




getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.


O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.


Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.


Geçenlerde merak ettim.


O uyurken gönderdiği numarayı aradım.


Numara 3 ay önce iptal edilmiş.


Gelen mesajlarda bir şiir var.


Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla


şiiri yazan çok duygusal biriymiş...


"ÇEVRENIZDEKİ İNSANLARIN NE HİSSETTİĞİ YA DA NE DÜŞÜNDÜĞÜN DEN O KADAR

EMİN OLMAYIN, BAZEN BİR KALBİN, İÇİNDE NELER SAKLADIĞINI ÖĞRENDİĞİNİZDE

HERSEY İÇİN ÇOK GEÇ OLABİLİR..."

1 Ekim 2009 Perşembe

ANNENİN ÇOCUĞUNA MEKTUBU


Bir anne, bir gün arkadaşları ile buluşup bahçede top oynayan on yaşındaki oğlunu eve çağırır. Bir şeyler almak için bakkala gönderir. Annesinin istediklerini alıp gelen çocuk, "Anne arkadaşlarımla top oynuyorduk, sen çağırdın geldim. Şimdi izin verirsen onlar beni bekliyorlar" der. Anne çocuğunun oyununu bozduğunun farkına varır ve üzülür. "Teşekkür ederim oğlum ben senin arkadaşlarınla oynadığının farkında değilim, yoksa ben kendim bakkala gidebilirdim" der. "Ayrıca hiç itiraz etmeden benim çağırıma uyduğun için, alışverişten sonra dışarı çıkmak için, izin istediğin için seni kutlarım, bu haraketinin karşılığında sana 25 kuruş veriyorum" der, çocuğunu öperek arkadaşları ile oynamaya yollar.

Çocuk paraya çok sevinmiştir. Bu sevincini arkadaşları ile paylaşır. "Ben para kazanmaya başladım bakın annem çağırdı hiç itiraz etmeden oyunu bırakıp gittiğim için, bakkaldan istenen şeyleri alıp geldiğim için, tekrar arkadaşlarla oynamak üzere izin istediğim için annem bana teşekkür etti ve 25 kuruş verdi" der. Arkadaşları onun sevincine katılır ve harçlığına da imrenirler.

Akşam yatak odasında ders çalışan çocuk daha çok para kazanmanın yollarını düşünmeye başlar. Aklına daha önce buna benzer bir sürü olumlu davranışları olduğunu hatırlayarak annesine bir mektup yazmaya karar verir ve kağıt kaleme sarılır.

"Anneciğim, senin bana daha borçların var . Hatırlayabildiklerimin listesi aşağıdadır:

*Her akşam itiraz etmeden ders çalıştığım için :5 kuruş
*Yazılıdan hep pekiyi aldığım için :5 kuruş
*Erken yatıp erken kalktığım için :5 kuruş
*Geçen hafta bahçede sana yardım ettiğim için :5 kuruş
*Daha önce bakkala gittiklerim için toplam :50 kuruş
*Dün bahçeden ineği kovmaya yolladığın için :10 kuruş
olmak üzere toplam 85 kuruş" diye yazar bir zarf içersinde annesinin odasında aynanın önüne koyar.

Anne sabahleyin odasında oğlunun mektubunu bulur, heyecanla okur. Okuduğunda şok olur. Ne yapacağını nasıl haraket edeceğini, hangi hareketin doğru, hangisinin yanlış olacağını düşünür ve mektuba mektupla cevap vermeye karar verir. Mektubunda;

"Sevgili oğlum; mektubunu aldım.Çok sevindim, bu oğlumdan aldığım ilk mektup olması nedeniyle de çok mutlu oldum. Ancak borçlarımın farkında olmadığım için çok üzüldüm. Senin de bana borcun var mı diye düşündüm,

*Seni 9 ay karnımda taşıdığım için borcun : hiçbir şey
*Acılar çekip doğurduğum için borcun : hiçbir şey
*Geceleri uykudan kalkıp seni emzirdiğim için borcun : hiçbir şey
*Seni bezlediğim ve bezlerini yıkadığım için borcun : hiçbir şey
*Yemeyip yedirdiğim, giymeyip giydirdiğim için borcun : hiçbir şey
*Büyütüp okula kaydettiğim için borcun : hiçbir şey
Sana borcum olan 85 kuruş zarfın içindedir" diye yazar, zarfı oğlunun odasına koyar.

Odasında kendisine yazılmış mektubu gören çocuk, heyecanla zarfı açar, içindeki 85 kuruşu görünce çok sevinir. Parayı alıp cebine koyar. Oturarak annesinin yazdığı mektubu heyecanla okur. Mektubu okuduğunda, kendisini tutamayarak ağlamaya başlar. Annesini kırdığını, çok büyük hata yaptığını, anne ve babanın çocuklarına hiçbir şekilde borçlu olamayacağını, evlatların anne ve babaya olan borçlarını hiçbir şekilde ödeyemeyeceğini, anne ve babanın da bu kadar emeğe karşı hiçbir şey talep etmemelerinin erdemini anlar. Ağlayarak annesine gider, elinden öper affını ister, önce aldığı 25 kuruşu ve daha sonra aldığı 85 kuruşu geri vermek ister. Anne çocuğuna sarılarak mutluluk gözyaşları döker, çocuğunu af ettiğini söyler, çocuğun üzüntü ile ağlaması gözyaşı dökmesi, mutluluk gözyaşlarına döner.